25.1.14

i'm hanging on to what i don't know.


yaşamanın zor, yazmanın daha zor olduğu bir dönemden geçiyoruz. yeri geliyor, anlatan dinleyici, susan konuşmacı oluyor. yerimizi alıyoruz. hayatı, gözümüzün içinden anlıyoruz. sokaktan gelen yol çalışması sesine darbuka ve klarnet karışıyor.

"ağlama değmez hayat, bu gözyaşlarına."

gerçekliğin üstünde süzülüyoruz. kendimizi suyun üstünde bırakıp, güneş kör edene kadar kapatıyoruz gözümüzü. serin sularda yüzmek, rahatlatıcı.

bir araya gelişin ardından ortalığı toplamak daha kolay oluyor. tahminler yanılıyor, mevsimlerse daha çok. eskiden böyle değildi'nin ardına bir sonraki mevsimin kaçış planları takılıyor.

güzel şeyler duymak istiyoruz. her şeyin güzel olacağına dair şeyler. hayale değil, olası gerçeklere asıyoruz kalbimizi. hiç ışık var mı, bilmek istiyoruz. günler uzadıkça uyku saatleri kısalıyor.

şehrin gürültüsüne ambulans sesi karışıyor. sıkışık trafiğin tedirgin akışkanlığı içinden, bilinmeyene kederlenen gözler seziliyor. bireysel üzüntüler yerini derinliklere bırakıyor. düşündükçe, aklımızı kaçmak fikrinden alıkoyamıyoruz. bir yanımız, çoktan gitmiş.

sadece havlayabilen bir hayvana olan mesafem, konuşmayı yeni yeni sökmüş bir çocuğa olan mesafemden daha yakın. insan denen oluşuma karşı duruşum ise içler acısı. insanlığı sorgulamak, durumun ve sürecin vehametini seriyor orta yere. olduğu gibi bırakıyoruz.

mesafe hesaplamadan yürümenin umarsızlığı bilinci güçlendiriyor. hikayeler, anlatıldıkça berraklaşıyor. iç ferahlığı getiriyor çıktığı yere. aslen bildiklerimizi içimizden çekip çıkartıyoruz. duymak, inanç veriyor.

gecelerce ve gündüzlerimizle harcadığımız enerjiyi boşluğa bırakacağımızı bilmek, aldatılmış hissettiriyor. sarılmak, güvenli.

bazı sınırlar var. zorlanıyor. geçiş izni bekleniyor gidilmek istenen yerlere. durmak, üzüntüyü de beraberinde getiriyor. sokaktan gelen sesler yükseldikçe, anason kokusu çalınıyor kapıya. yol açıktır, hadi çık gel, demek mekan algısını kırıyor.

insanlar ve mevsimler ve kelimeler geçiyor. yazılara şarkılar hayat veriyor. geçmişle, onu canlı tutmak barıştırıyor. her anış, daha da hafifletiyor omuzları. sayfalar kapanıyor. 

hayat devam ediyor.

ölmedikçe, devam ediyoruz.

izin ver. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder